23 Şubat 2022 Çarşamba

VİDEODAKİ MANZARA



 


     Videodaki Manzara





 


Video sanatı, hareketli görüntülerin kurgu yahut doğaçlama yoluyla bir araya geldiği bir anlatı biçimi olarak; senaryo, montaj ve görsel parametreleri değişkenlik gösteren bir mecradır. Sanatçıların merkeze aldıkları konular eşliğinde videonun mekânı da çeşitlilik gösterir. Göç, kimlik, ekoloji, sosyal adalet, toplumsal cinsiyet eşitliği, insan hakları gibi türlü konu sırtını çoğu zaman bir “manzaraya” yaslar. Manzara, neresi olursa olsun hafızanın yeridir. Kaydedilen görüntü bugün olmayan yahut farklılaşan/dönüşen ve başkalaşan yerin geçmişidir. Öte yandan video sanatındaki manzaralar sosyo politik analizin ve kültürel topoğrafyanın belgesidir. Ayrıca iklim krizi, azalan kaynaklar, sürdürülebilir iklim ve doğa politikalarına duyulan ihtiyaç sanatçıları da harekete geçirmiş ve video üretimleri hayli artmıştır. Bu yönüyle de manzara videonun içinde doğal ve kentsel çevreyle ilgili sosyal ve politik konuları da temsil eder olmuştur.
Videodaki Manzara sergisinde; yan yana gelen sekiz sanatçı üretimlerine dahil ettikleri manzaralar eşliğinde bir yandan hareketli görüntünün arka planı olarak “o yeri” işaretler ve videoya kattığı anlamı çoğaltır, diğer yandan o yerlerin coğrafi, ekolojik, ekonomik ve politik varlığı hakkında izleyiciyi sorularla baş başa bırakırlar. Bu yer neresidir? Gökyüzü, okyanus, duvar, sokak, yol, ev, orman, gökdelen temsil ettikleri düşüncenin gerçekten adresi midir? Yahut manzaraya eşlik eden zaman; sanatçının mesken tuttuğu yerlerde kendi hızında akarken ve o yer de kendi iklimini ve haritasını yeniden yaratırken sabit kalan ne olur?
Hareketli görüntü kendi akışında izleyeni meselenin kaynağına doğru yönlendirir, manzaranın devinim ve değişimi de izleyeni içine alır. Yolun kıvrımına sokulur, caddenin kalabalığında sıkışır, gölün sessizliğinde boğulur, duvarın yasında kaybolur, yığının içinden çıkamaz oluruz. Gökyüzünün vaadi, okyanusa; toprağınki, çöp yığınına karışır. Her bir manzara kendi politik varlığını videoya salarken; izleyenin bakışını, hareket ve ses eşliğinde (birlikte yahut ayrı) içeriye akıtır. Manzara, izleyenle girdiği teması sanat tarihi boyunca türlü anlatım biçimleri ile sürdürdü. Tüm canlılığın kendisi olan yeryüzü, videoda tarihin ve onun manzara üzerindeki yansımalarının yeri olur. Kameranın hareketi, manzaranın kendi devinimi ile çakıştığındaysa sanatçının demirlediği yer; manzara, tarih ve hafızanın kesiştiği yerde, bazen belgesel ile kurmaca arasında salınır bazen de olan bitenin düpedüz tekrarından ibarettir.
Manzara her zaman bir yerdir. Kamera ise bu yerin kaydını tutan ve orayı hareketli bir görüntüye dönüştürendir. Video, kayda alınan o yer için kimi zaman aracıdır kimi zamansa yaşadığımız yerlerle ilişki kurma biçimlerimizi ve yeryüzü üzerindeki etkimizi ifşa eden bir tanık.

Videodaki Manzara; dil, yer ve kimlik, tarih, ekoloji, yol, dağ ve taş, deniz ve gökyüzü özetle canlı oluş hakkında düşünmeyi ve politik bakışı diri tutmayı öneriyor.


                   KÜRATÖR: NAZLI PEKTAŞ    


3 Kasım 2021 Çarşamba

DAĞIN ARKA YÜZÜ

“SİS”




03 Kasım – 30 Kasım 2021

 


2020 yılında kurulan Referans Kolektif küratörlüğünde gerçekleşen “Dağın Arka
Yüzü, Sis” sergisi, kentsel deneyimleri, zamanı ve sanatsal yaratım sürecini, dağ

metaforu ile sisin taşıdığı simgesellik üzerinden ele almaktadır. 

İlhamını kentin yamaçlarından eksik olmayan ‘sis’ görüntüsünün yarattığı büyülü
etkiden ve kenti yamaçlara bağlayan patikalarından alan sergi bu sayede belirsizlik
ve görünmezlik olgularını da tartışmaya açmaktadır. Bu nokta da bir dağın ve sisin
gizlediklerine inanmak, bu inanışı kolektif bir eylemle canlı tutmak ve sanatsal
üretimlerin oluşturacağı dönüşümü hayal etmek sanırım yerinde olacaktır. Bu hayal

bizleri şehrin uzantılarını anlamaya ve onu hissetmeye çağırır.

“Dağın Arka Yüzü, Sis” sergisi aynı zamanda izleyiciyi, metaforik bir sis bulutunun
altına gizlenenlere, içinde barındırdığı tüm dinamiklere ve bu minvalde
gerçekleştirilen yolculuğa davet eder. Bu davet bölgenin ve doğanın fiziksel bilgisine
gerçekleştirilen romantik bir gözlemden ziyade kültürel ve sosyal varoluşun üzerini

kaplayan sisin seyrelişine odaklanmaktadır.

Her bakımdan bu sergi bir temas deneyimidir. Mimari, kültürel ve toplumsal bilginin
detaylarını oluşturan uzantılara temas eden, büyük kütle arkasındaki hakikate ve ona
ilişkin bilinmezlerin yarattığı sorulara cevaplar arayan bir varoluşun tasviridir.
Dolayısıyla sanatçı yaratım sürecinde bölgenin kültürel potansiyellerine ulaşma ve

harekete geçirme ihtimallerini bu hassasiyetler eşliğinde ele alır.

Bütün bu süreç ise izleyiciye Pandemi ile kaybedilen zamana, özlem duyulan

mekânlara, karşılaşma ve diyaloglara yeniden kavuşmanın heyecanını yaşatır. Uzun
bir aradan sonra yeniden başlayan sosyal birlikteliklerin ve kayda değer zamanların
taşıdığı pedagojik sorumluluğun da altını çizer. Bu yanıyla “Dağın Arka Yüzü, Sis”
sergisi hafızaların tazelenmesi ve yeni olanakların görünür kılınması bakımından
önemli bir nokta da durmaktadır.
En nihayetinde sürecin hem sanatçıların yeni diyaloglar geliştirmesi hem de izler kitle
ve sanat öğrencilerinin alternatif bağlamlar türetebilmesi bakımından oldukça anlamlı

bir başlangıç olduğunu söyleyebiliriz.

“Dağın Arka Yüzü, Sis” sergisi farklı mecralarda üreten sanatçıların çalışmaları ile
ortak dünyaların ve benzeşik deneyimlerin buluştuğu bir eksende şekillenmektedir.
Farklı kuşaklardan on bir sanatçıyı bir cümle ile birbirine bağlayan bu yapı, metinler

arası geçişin yaratacağı bir bütünlüğü de gözetmeye çalışır.

Tanzer Arığ, Ozan Bilginer, Canan Demir, Serkan Demir, Osman Dinç, Erdal

Duman, Mustafa Duymaz, Fırat Engin, Hülya Özdemir, Ferhat Satıcı ve Mehmet Ali
Uysal dan oluşan sanatçı seçkisi, sergi kapsamında kentin barındırdığı gerçekliği ve
sakinlerine ilişkin bilinmezleri anlatılarının güçlü birer ögesi olarak konumlandırmaya

çalışmıştır.

Resim, heykel, yerleştirme, yeni medya ve disiplinler arası biçim-anlam arayışlarını
deneyimleyen sanatçılarının eserlerinden oluşan sergi aynı zamanda tanıklıklara,
karşılaşmalara, sürecin yarattığı olanaklara ve sanatçı güncelerine odaklanmaktadır.
03-30 Kasım 2021 tarihleri arasında Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Güzel
Sanatlar Fakültesi Sergi Salonunda izlenebilecek olan “Dağın Arka Yüzü, Sis” sergisi

hafta içi 10:00 – 16:00 saatleri arasında ziyaret edilebilir.


                                                                             SERGİ METNİ: SERKAN DEMİR 2021








18 Haziran 2021 Cuma

PANDEMİ ESKİZLERİ



                PANDEMİ ESKİZLERİ




“Pandemi Eskizleri” projesi ile 40 Sanatçının Pandemi döneminde biyolojik bedenlerin ve belleklerinin imgesel boyutunu düşünerek tasarladıkları desenler 18-29 Haziran tarihleri arasında Ankara Çağdaş Sanatlar Merkezinde…


Küratör: Belma Ersu.                        



Genco Gülan, CoşkunDemirok,  BarışSarıbaş, Beyza Boynudelik, Umut Yalım, Bahadir Çolak, Kadriye İnal, FıratEngin, Mustafa Duymaz, Ferhat Satıcı, HülyaÖzdemir, AyşeSibel Kedik, Arzu Eş, Aslı Işıksal, Aykut Öz, Çiğdem Doğan, Zeynep Üçöz, Hazal Ünsal, Elif Varol Ergen, Ekin Kılıç, Ahmet Güven, Şevket Arık, Cankut Kalyoncu, Asya Timur, Haydar Akdağ, Ramazan Can, Engin Umer, Umut Reyhanli, ŞahinÇetin, Havva Altun, Zeynep Karabacak, Tim Hailey, Özlem Tekdemir, Şemsi Altaş, Fahrettin Ege&Özgür Erman, Sezer Cihaner Keser, Yasemin Keltek, Mustafa Sevinç, Suzan Batu, Belma Ersu

15 Nisan 2021 Perşembe

Videoist, Senkron , Arkaplan Akustik


“Arkaplan Akustik” 




15 Nisan - 08 Mayıs 2021




Videoist İle Mekan Blogspot İşbirliğinde “Arkaplan Akustik” SergisiNil Has15 Nisan 2021YorumVideoist İle Mekan Blogspot İşbirliğinde "Arkaplan Akustik" Sergisi 2003 yılında İstanbul’da kurulan Videoist ile Balıkesir merkezli bir sanat mekanı olarak 2017 yılında kurulan Mekan Blogspot; SENKRON video etkinliği kapsamında bir araya geliyor.


15 Nisan – 8 Mayıs 2021 tarihinde Videoist küratörlüğünde, Balıkesir’de bulunan Mekan Blogspot‘da gerçekleşecek gösterim ve sergide yer alan sanatçılar GÜLÇİN AKSOY,FIRAT ENGİN, HAKAN KIRDAR, MEHMET ÖĞÜT, OKAY ÖZKAN, SAYE ÖZÇELİK, FERHAT SATICI, EVREN SELÇUK, KIVILCIM HARİKA SEYDİM, HARUN TÖLE, HÜLYA ÖZDEMİR, SERDAR YILMAZ‘dan oluşmaktadır.


Sergi mekanında video çalışmalarının gösterimleri sürerken, sanatçıların video eserlerinin içeriğine destek veren ve arka planını oluşturan obje, döküman, heykel, resim ve fotoğraf çalışmaları sergi süresince galeride izleyiciyle buluşacaktır.


Frederic Jameson Geç Kapitalizmin Mantığı kitabında video eserlerini tek başlarına okunamayacak videotextler olarak tanımlamıştı. Bu günkü çağdaş sanat sistemi, sanat eserlerini kendi arkaplanlarından kopartan bir işlem gerçekleştirerek onları metalar evrenine gönderiyor. Video Sanatı, disiplinler arası, geçişli ve özdönüşümsel yapısı gereği sanat eserinin düşünsel, üretime dayalı ve teknik arkaplanları ile ilgili bağıntıları tekrar kurmaya aday bir üretim biçimidir. Video sanatçısı zaman ve mekan üzerine yapılan bir işlemle zaman ve mekanı yontar, kristalleştirir ve yeniden üretir. Bu süreçte ortaya çıkan video eser ise duygulanımsal kuvvetler (M. Lazzarato) üreterek, katılımcı-izleyiciyi bir eylemin içine sokar. Video eser nesneden fazla nesne olarak ve karşımıza çıkan sanat eserinin tersini yaparak eserin arkaplanını ve diğer eserlerle ilgili bağlamını çağırma potansiyeline sahiptir. “Arkaplan Akustik” isimli bu projede Videoist, 2010 yılında İstanbul Manzara Perspectives Galeride gerçekleştirdiği “Unplugged/Görüntünün Fragmanlaşmış Doğasından Bir Arkaplan Akustiğine Geçiş” ve 2017 de Ankara’da Arte Sanat Galerisi’nde gerçekleştirdiği “Unfold / Katmanları Açmak” sergilerinde geliştirdiği videonun arka planı fikrini 2021’de Balıkesir Mekan Blogspot sanat mekanında video eserlerin deneyimlerine odaklanan bir sergi ile tekrar kurguluyor.


www.videoist-org.blogspot.com

12 Ağustos 2010 Perşembe

KİMLİKLER LÜTFEN !





12 Ağustos - 17 Eylül 2010 – CER MODERN, Açılış: 19:00

http://www.cermodern.org/



Yeni Anıt
Nancy Atakan
Öykü Potuoğlu
Fatih Balcı
Ergin Çavuşoğlu – Konstantin Bojanov
Elif Çelebi
Orhan Cem Çetin
Didem Dayı
Kardelen Fincancı
Tina Fischer
Genco Gülan
İnsel İnal
Gaye Yazıcıtunç İnal
Şükran Moral
Ali İbrahim Öcal
Mehmet Öğüt
Hülya Özdemir
Arzu Parten
Çağrı Saray
Rüçhan Şahinoğlu

Açılış: 12 Ağustos

Açılış Performansı: İnsel İnal, Masaj/Mesaj


KİMLİKLER LÜTFEN!

Oysa yeni, zor düşünme biçiminin bir işareti olabilir.
Susan Sontag

Kimlik sözcüğü, kim ya da ne olunduğunu tanımlayan, bu kim olmanın sınırlarını çizen ya da onu belirleyen bir işlev görmektedir. Bu aynı zamanda, bir yakınlığı veya ilişkiselliği de gösterirken; farklılık kavramı ise, farklı olma durumunu, aynı olmamayı tanımlıyor ve başkalık, ayrımlılık anlamlarını içeriyor.

Üst-söylemler sanatın sınıf çelişkileri, kadın, gay/lezbiyen, göçmen, etnik köken gibi marjinal kimlikler konularını içermeyeceğini öne sürmekteydi/sürmektedir. Halbuki, sınıf çelişkilerinden kaçınılamaz. Aksine, bu noktada egemen bir ideoloji ve tek-söylemlilik yerine, çoğulculuğa ve demokrasiye dayalı tartışmacı bir sanat ve sanat tarihinin gerekliliğini göstermek ve 1990’lardan bu yana artan bir ivmeyle devam eden, Çağdaş Türkiye Sanatı içerisindeki “soykütük” ve “demokrasi” tartışmalarını geliştirmek gerekiyor.

Sanat kendisini kimlik tartışmalarından soyutlayamaz ve ortaya bir kimlik sorunsalını koyabilmek için de, öncelikle “kimlikler” ileri sürmesi lazım. Ancak bunun arkasından “öteki” ile ilişkiye geçebilecektir.




ID’S PLEASE!

But the new can be the sign of difficult thinking.
Susan Sontag

The term “identity” has a function of describing who you are or what you are, and of defining the boundaries of or determining who you are. While it shows at the same time closeness or relationality, the concept of difference describes the state of being different and of being not the same and includes the connotations of dissimilarity, differentiation.

Over-discourses have argued and still they do, that art does not include marginal identity issues such as the contradictions of class, femininity, gayness/lesbianship, migration, ethnic origin. However it is not possible to avoid contradictions of the class. Rather it is necessary to show the necessity to have a disputant art and history of art based upon pluralism and democracy should become argued instead of a hegemonic ideology and uniform discursivity, and also necessary to feed the discussions of “genealogy” and “democracy” accelerated from 1990s onwards within the Contemporary Turkish Art.

It is true that art can not isolate itself from the discussions of identity and that it should assert “identities” first in order to postulate an identity problematic. Only henceforth it can relate with the “Other”.


22 Temmuz 2010 Perşembe

CITYSCALE



Artists: Klaus vom Bruch, Department für öffentliche Erscheinungen, Susanne Pittroff, Martina Salzberger, Gözde Ilkin, Michaela Rotsch, Ali Taptik, Annegret Bleisteiner, Stefanie Unruh, Yeni Anit, Volkan Aslan, Hülya Özdemir, Kristine Osswald, Suat Ögüt, Robert Stumpf, Yasemin Nur Toksoy, Deniz Gül

Curator: Beral Madra & Deniz Erbaş

Opening: 22.07.2010
Place: Lothringer13 - Städtische Kunsthalle München

4 Temmuz 2010 Pazar

mardin bienali-abbaracadabra




Mardin’de Bienal: ‘AbbaraKadabra’ için geri sayım başladı!

Geçtiğimiz yılın Ekim ayında bir ön açılış sergisi olarak düzenlenen “Davetinizi Aldım, Teşekkürler!” adlı uluslararası serginin ardından Mardin 4 Haziran - 5 Temmuz 2010 tarihleri arasında düzenlenecek olan asıl büyük sergiye hazırlanıyor. Çalışmaların hızla sürdüğü bu yılki büyük sergi gerek ulusal gerekse uluslararası alanda saygın ve deneyimli sanatçıların katılımıyla bir bienal formatı olarak tasarlanıyor ve Mardin’in şimdiye kadar ev sahipliği yapacağı en büyük çağdaş sanat sergisi olma iddiasında. Bu yönüyle bienal salt Mardin coğrafyasına kültürel yönden yeni bir ivme kazandıracağı gibi Türkiye’nin de çağdaş sanat belleğine güçlü katkılar sağlayacak bir platform oluşturacak. Mardin Valiliği ve Başbakanlık GAP İdaresi’nce desteklenen, küratörlüğünü Döne Otyam’ın üstlendiği, danışmanlığını Ferhat Özgür ve Ayşegül Sönmez'in yaptığı sergi başlığı çıkış noktasını, Mardin'de hem ev hem de sokağa geçit veren binlerce yıllık mimari yapıların adı olan Abbara'lardan alıyor. Bienal başlığı olan ‘AbbaraKadabra’ ise Mardin’e özgü bu mimari yapı ve şehrin ev sahipliği yapacağı çağdaş sanat hareketinin büyüleyici bileşimine işaret ediyor. Mardin’de her bir abbara sosyolojik, mimari ve felsefi açıdan önemli önermeleri içerdiğinden dolayı, projenin açılış cümlesi olarak abbara'nın kendisi, kentin yüzyıllarca öncesinde görmezden geldiği kamusal ve özel arasındaki diyalektiğe vurgu yapıyor ve böylece bugünü daha iyi anlamamız gerektiğini amaçlıyor.


‘AbbaraKadabra’da sergilenecek yapıtlar, Kasimiye Medresesi, Zinciriye Medresesi, Cumhuriyet Meydanı, Tokmakçılar Konağı gibi tarihsel yerleşimlerin yanı sıra şehrin kamusal alanları ve bazı abbaralarda yer alacak. Türkçe ve İngilizce olarak hazırlanacak sergi katalogu bu yıl yapıtların mekansal konumlandırmalarını belgelemesi amacıyla sergiden sonra yayınlanacak ve sergi görünümüne ilişkin daha ayrıntılı bilgiler içerecek. Katalog metinlerinde Murathan Mungan’ın ‘Paranın Cinleri’ adlı öyküsü, Esra Aliçavuşoğlu’nun bienal olgusuna odaklanan metni ile Ayşegül Sönmez, Ferhat Özgür ve Döne Otyam’ın ‘İçerden Okumalar’ adını taşıyan ve bienal sürecini eksisi ve artısıyla değerlendiren ortak hazırlayacakları metin-söyleşileri yer alacak. Bu yılki ilk etkinlik, Türkiye’nin farklı coğrafyalarından genç ve yetişkin sesleri bir araya getirmesiyle de yeni bir dayanışma ve güven ortamı yaratmayı amaçlıyor. Aralarında Ben Rivers, Margaret Salmon, Lawrence Weiner, Shaun Gladwell, Heike Weber, Matthias Schamp, Oliver Musovik, Hussein Chalayan, Ferhat Özgür, Selim Birsel, Ursula Mayer, Adrian Paci, Fatih Tan, Tomur Atagök, Maurizio Pellegrin, Serhat Kiraz, Mithat Şen, Erdağ Aksel, Kezban Arca Batıbeki, Gülay Semercioğlu, Mehmet Çeper, Nurullah Görhan, Çınar Eslek, Serkan Demir, Erdal Duman, Arzu Başaran, Hakan Irmak ve Gülay Semercioğlu gibi farklı kuşaklardan 61 katılımcının bulunduğu ‘AbbaraKadabra’ da, Nezaket Ekici ve Funda Karakuş’un Kasımiye Medresesi ve Tokmakçı Konağı’da gerçekleştirecekleri iki ayrı performans da etkinliğin çok disiplinli yapısını güçlendiren dinamikleri oluşturacak.




www.mardinbienali.org