9 Ağustos 2010 Pazartesi

KİMLİKLER LÜTFEN !



http://firatarapoglu.blogspot.com/2010/08/kimlikler-lutfenids-please-12-agustos.html
KİMLİKLER LÜTFEN!/IDs PLEASE!

12 Ağustos - 17 Eylül 2010 – CER MODERN, Açılış: 19:00

http://www.cermodern.org/

Küratör/Curator: Fırat Arapoğlu

Yeni Anıt
Nancy Atakan
Öykü Potuoğlu
Fatih Balcı
Ergin Çavuşoğlu – Konstantin Bojanov
Elif Çelebi
Orhan Cem Çetin
Didem Dayı
Kardelen Fincancı
Tina Fischer
Genco Gülan
İnsel İnal
Gaye Yazıcıtunç İnal
Şükran Moral
Ali İbrahim Öcal
Mehmet Öğüt
Hülya Özdemir
Arzu Parten
Çağrı Saray
Rüçhan Şahinoğlu

Açılış: 12 Ağustos

Açılış Performansı: İnsel İnal, Masaj/Mesaj


KİMLİKLER LÜTFEN!

Oysa yeni, zor düşünme biçiminin bir işareti olabilir.
Susan Sontag

Kimlik sözcüğü, kim ya da ne olunduğunu tanımlayan, bu kim olmanın sınırlarını çizen ya da onu belirleyen bir işlev görmektedir. Bu aynı zamanda, bir yakınlığı veya ilişkiselliği de gösterirken; farklılık kavramı ise, farklı olma durumunu, aynı olmamayı tanımlıyor ve başkalık, ayrımlılık anlamlarını içeriyor.

Üst-söylemler sanatın sınıf çelişkileri, kadın, gay/lezbiyen, göçmen, etnik köken gibi marjinal kimlikler konularını içermeyeceğini öne sürmekteydi/sürmektedir. Halbuki, sınıf çelişkilerinden kaçınılamaz. Aksine, bu noktada egemen bir ideoloji ve tek-söylemlilik yerine, çoğulculuğa ve demokrasiye dayalı tartışmacı bir sanat ve sanat tarihinin gerekliliğini göstermek ve 1990’lardan bu yana artan bir ivmeyle devam eden, Çağdaş Türkiye Sanatı içerisindeki “soykütük” ve “demokrasi” tartışmalarını geliştirmek gerekiyor.

Sanat kendisini kimlik tartışmalarından soyutlayamaz ve ortaya bir kimlik sorunsalını koyabilmek için de, öncelikle “kimlikler” ileri sürmesi lazım. Ancak bunun arkasından “öteki” ile ilişkiye geçebilecektir.

Fırat ARAPOĞLU


ID’S PLEASE!

But the new can be the sign of difficult thinking.
Susan Sontag

The term “identity” has a function of describing who you are or what you are, and of defining the boundaries of or determining who you are. While it shows at the same time closeness or relationality, the concept of difference describes the state of being different and of being not the same and includes the connotations of dissimilarity, differentiation.

Over-discourses have argued and still they do, that art does not include marginal identity issues such as the contradictions of class, femininity, gayness/lesbianship, migration, ethnic origin. However it is not possible to avoid contradictions of the class. Rather it is necessary to show the necessity to have a disputant art and history of art based upon pluralism and democracy should become argued instead of a hegemonic ideology and uniform discursivity, and also necessary to feed the discussions of “genealogy” and “democracy” accelerated from 1990s onwards within the Contemporary Turkish Art.

It is true that art can not isolate itself from the discussions of identity and that it should assert “identities” first in order to postulate an identity problematic. Only henceforth it can relate with the “Other”.

Fırat ARAPOĞLU

30 Mayıs 2010 Pazar

mardin bienali-abbaracadabra




Mardin’de Bienal: ‘AbbaraKadabra’ için geri sayım başladı!

Geçtiğimiz yılın Ekim ayında bir ön açılış sergisi olarak düzenlenen “Davetinizi Aldım, Teşekkürler!” adlı uluslararası serginin ardından Mardin 4 Haziran - 5 Temmuz 2010 tarihleri arasında düzenlenecek olan asıl büyük sergiye hazırlanıyor. Çalışmaların hızla sürdüğü bu yılki büyük sergi gerek ulusal gerekse uluslararası alanda saygın ve deneyimli sanatçıların katılımıyla bir bienal formatı olarak tasarlanıyor ve Mardin’in şimdiye kadar ev sahipliği yapacağı en büyük çağdaş sanat sergisi olma iddiasında. Bu yönüyle bienal salt Mardin coğrafyasına kültürel yönden yeni bir ivme kazandıracağı gibi Türkiye’nin de çağdaş sanat belleğine güçlü katkılar sağlayacak bir platform oluşturacak. Mardin Valiliği ve Başbakanlık GAP İdaresi’nce desteklenen, küratörlüğünü Döne Otyam’ın üstlendiği, danışmanlığını Ferhat Özgür ve Ayşegül Sönmez'in yaptığı sergi başlığı çıkış noktasını, Mardin'de hem ev hem de sokağa geçit veren binlerce yıllık mimari yapıların adı olan Abbara'lardan alıyor. Bienal başlığı olan ‘AbbaraKadabra’ ise Mardin’e özgü bu mimari yapı ve şehrin ev sahipliği yapacağı çağdaş sanat hareketinin büyüleyici bileşimine işaret ediyor. Mardin’de her bir abbara sosyolojik, mimari ve felsefi açıdan önemli önermeleri içerdiğinden dolayı, projenin açılış cümlesi olarak abbara'nın kendisi, kentin yüzyıllarca öncesinde görmezden geldiği kamusal ve özel arasındaki diyalektiğe vurgu yapıyor ve böylece bugünü daha iyi anlamamız gerektiğini amaçlıyor.


‘AbbaraKadabra’da sergilenecek yapıtlar, Kasimiye Medresesi, Zinciriye Medresesi, Cumhuriyet Meydanı, Tokmakçılar Konağı gibi tarihsel yerleşimlerin yanı sıra şehrin kamusal alanları ve bazı abbaralarda yer alacak. Türkçe ve İngilizce olarak hazırlanacak sergi katalogu bu yıl yapıtların mekansal konumlandırmalarını belgelemesi amacıyla sergiden sonra yayınlanacak ve sergi görünümüne ilişkin daha ayrıntılı bilgiler içerecek. Katalog metinlerinde Murathan Mungan’ın ‘Paranın Cinleri’ adlı öyküsü, Esra Aliçavuşoğlu’nun bienal olgusuna odaklanan metni ile Ayşegül Sönmez, Ferhat Özgür ve Döne Otyam’ın ‘İçerden Okumalar’ adını taşıyan ve bienal sürecini eksisi ve artısıyla değerlendiren ortak hazırlayacakları metin-söyleşileri yer alacak. Bu yılki ilk etkinlik, Türkiye’nin farklı coğrafyalarından genç ve yetişkin sesleri bir araya getirmesiyle de yeni bir dayanışma ve güven ortamı yaratmayı amaçlıyor. Aralarında Ben Rivers, Margaret Salmon, Lawrence Weiner, Shaun Gladwell, Heike Weber, Matthias Schamp, Oliver Musovik, Hussein Chalayan, Ferhat Özgür, Selim Birsel, Ursula Mayer, Adrian Paci, Fatih Tan, Tomur Atagök, Maurizio Pellegrin, Serhat Kiraz, Mithat Şen, Erdağ Aksel, Kezban Arca Batıbeki, Gülay Semercioğlu, Mehmet Çeper, Nurullah Görhan, Çınar Eslek, Serkan Demir, Erdal Duman, Arzu Başaran, Hakan Irmak ve Gülay Semercioğlu gibi farklı kuşaklardan 61 katılımcının bulunduğu ‘AbbaraKadabra’ da, Nezaket Ekici ve Funda Karakuş’un Kasımiye Medresesi ve Tokmakçı Konağı’da gerçekleştirecekleri iki ayrı performans da etkinliğin çok disiplinli yapısını güçlendiren dinamikleri oluşturacak.




www.mardinbienali.org

17 Mart 2010 Çarşamba

UNPLUGGED





unplugged: görüntünün fragmanlaşmış doğasından bir arkaplan akustiğine geçiş

(please scroll down english and german text )

VİDEOİST bu sergide monitörlerin, projeksiyonların ve oynatıcıların fişini çeker. Elektriği
keserek VİDEOİST, materyali ve hareketli imgelerin maddi olmayan arkaplanlarını sorgular
ve seçilmiş video işlerin süreçlerini, erken gelişim aşamalarını görselleştirir. Bu
aşamalardan çizimler, metinler, nesneler ve notlar gibi türemiş materyaller serginin
esas unsurlarını oluşturular ve başlangıç noktalarına ve yaklaşımlara işaret eder, video
sanatçılarının stratejilerini ve üretim süreçlerini tematize ettiği gibi medyumun üstüne
düşünceleri de tematize ederler. Bu materyaller final ürünü olan videoyu tasvir etmezler
ama bağımsız işler olarak kendilerini temsil ederler.
„Zaman Notları‘‘ işinde Ali Kazma, hareketli imgenin temel yapısı olarak zamanı çıkartır. „Obstructions‘‘
adlı video serisi üstüne çalışırken kullandığı defterden çıkarttığı zamankodları,
kurgu aşamasında önemli bir rol oynadığı gibi, kendi çalışma süreçlerini görselleştiren bir
metod oluşturur.
Fatih Aydoğdu, videosu „Diglossia‘‘ (iki dillilik) nın tektek karelerini, çizgisel imge sekansının
haritasını çıkartır veya şifresini çözer gibi bir yerleştirme şeklinde gösterir.
Sinema ve filmlerin klasik üretim modelini Suat Öğüt ve Çağrı Saray farklı yollarla ele
alır. Suat Öğüt‘ün „Tüketim Pratikleri‘‘ videosu için hazırladığı storyboard‘dan (hikaye
izleği) çıkarttığı dokuz çizimi sanatçının çalışma pratiğini tasvirler. Sinema filmlerinin üretim
süreçleri ile doğrudan ilişkilidir. İlk etapta Öğüt tek tek sahnelerin ve dekorların çizgi
romana benzer iki boyutlu görselleştirmelerinin planını belirten bir storyboard yaratır.
Çağrı Saray‘ın „Kırmızı Oda“ videosunda temel unsur teşkil eden el ile yazılmış senaryosu
ayrıca. „Sekans 30, 31, ve 32“ için temeldir ki videoda göründüğü gibi senaryo betimlediği
imgelere çevrilmemiş fakat imgenin kendisi olmuştur. Bölünmüş storyboarduna benzer olarak
Saray senaryonun üç sekansının parçalarını gösterir.
Ferhat Özgür Video işlerinde güncel toplumsal ve kültürel fenomeni öznel referans sistemleri
ile birleştirir. Özgür‘ün „Bridgend Onyedi“ adlı video işinin başlangıç noktası Bridgend‘da
(İngiltere) bir yıl içinde (Şubat 2007-Şubat 2008) intihar etmiş gençlerin medyadan alınmış
17 portresidir.
Hülya Özdemir, materyalin bir başlangıç noktası olmasını, potansiyelini ve bir müzenin
kurumsallaştırma sistemindeki bilginin güce dönüşümünü sorgulayan „Resmi Hafıza Kaybı“
adlı işinde videosunun materyallerini bağımsız bir yerleştirmeye dönüştürüyor.
„Sanatçının Mal Beyanı“nda Yeni Anıt, VİDEOİST‘in geçmişini ve temel özelliklerini,
2003‘ten beri mobil ve bağımsız bir proje olarak varolduğunu belirterek gösterir.

unplugged: a transition from the fragmented nature of the image to a background acoustic

In this exhibition VİDEOİST unplugges monitores, projectors and players. By cutting off the
electricity VİDEOİST questions the material and immaterial backgrounds of moving images
to visualise early development stages and processes of selected video works. Materials
deriving from these stages such as drawings, texts, objects and notes become the core
elements of the exhibition and point on approaches and starting points, thematise the work
processes and strategies of video artists as well as refelctions on the medium itself. These
materials do not illustrate the final product video but stand for themselves as independent
works.


In the work “Time notes“ Ali Kazma extracts time as basic structure of the moving image.
The timecodes taken from his notebooks while working on the video series “Obstructions“
become a method to visualize the own working processes as timecodes play an essential
role in the editing.
In form of an installation Fatih Aydoğdu shows single frames of his video “Diglossia“ as
decoding or mapping of the linear image sequence.
The cinema and the classical mode of production of films are taken up by Suat Öğüt and
Çağrı Saray in different ways. The nine drawings by Suat Ögüt form the storyboard for
his video “Consumption Practices“ and illustrate the working practise of the artist which is
directly related to production processes of motion pictures. As a first step Öğüt creates a
storyboard that implies the planning of individual scenes and settings in a two-dimensional
visualization, similar to a comic. The handwritten scenario, that is a central element in the
video “Red Room“ by Çağrı Saray is also the basis for “Sequence 30, 31 and 32“. Whereas
in the video the scenario is not converted into the images it describes, but becomes the
image itself, Saray visualizes in the three sequences parts of the scenario, similar to a
fragmented storyboard.
In his video works Ferhat Özgür combines current social and cultural phenomena with subjective
reference systems. Taken from the media, the 17 portraits of young suicides from
Bridgend (UK), who have all commited suicide within one year (February 2007-February
2008), are the starting point of Özgür video work “Bridgend The Seventeen“.
The material as a starting point and its potential shows Hülya Özdemir in her work “Resmi
Hafıza Kaybı“ (Official Memory Loss), as she develops materials of her last video, in which
she questions the transformation of knowledge into power in the institutionalised system of
a museum, as an independent installation.
In “Artist‘s Declaration of Property“ Yeni Anıt visualises the basic characteristics and the
background of VİDEOİST that exists as a mobile and independent project since 2003.

unplugged:

ein Übergang von der zersplitterten Natur des Bildes zum akustischen Hintergrund

In dieser Ausstellung zieht VİDEOİST den Stecker von Monitoren, Projektoren und Abspielgeräten,
um frühe Entwicklungsstadien und Entstehungsprozesse von Videoarbeiten zu
visualisieren. Materialien aus diesen Phasen wie Zeichnungen, Texte, Objekte und Randnotizen
werden zu den wichtigsten Elementen der Ausstellung und zeigen Herangehensweisen
und Ausgangspunkte, thematisieren die eigenen Arbeitsprozesse und Strategien
von Videokünstlern sowie Reflektionen über das Medium selbst. Sie stehen nicht illustrativ
neben dem Endprodukt Video, sondern für sich als eigenständige Arbeiten.
In „Time Notes“ extrahiert Ali Kazma Zeit als Basisstruktur bewegter Bilder. Aus seinen
Notizbüchern für die Videoreihe „Obstructions“ entnommene Timecodes die beim Editieren
der Videos eine zentrale Rolle spielen, werden zu einer Methode, um die eigenen Arbeitsprozesse
zu offenbaren.
Fatih Aydoğdu zeigt in einer Installation einzelne Frames seiner Videoarbeit „Diglossia“
(Zweisprachigkeit) als Entschlüsselung und Analyse der linearen Bildfolge.


Das Kino sowie die klassische Produktionsweise von Kinofilmen werden von Suat Öğüt
und Çağrı Saray auf unterschiedliche Weise aufgegriffen. Die 9 Zeichnungen von Suat
Öğüt bilden das Storyboard zu seinem Video “Consumption Practices” und veranschaulichen
die Arbeitsweise des Künstlers, mit der er sich direkt auf Produktionsabläufe von
Kinofilmen bezieht, in einem Storyboard die Planung einzelner Szenen und Einstellungen
in einer zweidimensionalen Visualisierung, ähnlich einem Comic, umzusetzen.
Das handgeschriebene Szenario, das zentrales Element in der Videoarbeit „Red Room“
von Çağrı Saray ist und dort eben nicht in Bilder umgesetzt, greift der Künstler für „Sequenz
30, 31 und 32“ auf und entwickelt eine eigenständige Visualisierung.
Ferhat Özgür kombiniert in seinen Videoarbeiten aktuelle sozialpolitische und kulturelle
Phänomene mit subjektiven Bezugssystemen. Die 17 in den Medien veröffentlichten Portraits
jugendlicher Selbstmörder aus dem Walisischen Bridgend (UK), die sich alle innerhalb
eines Jahres (von Februar 2007 bis Februar 2008) das Leben genommen haben, sind
der Ausgangspunkt von Özgürs Videoarbeit „Bridgend The Seventeen“.
Das Material als Ausgangspunkt und dessen Möglichkeiten zeigt Hülya Özdemir in ihrer
Arbeit „Resmi Hafıza Kaybı“ (Official Memory Loss) in der sie Materialien aus ihrem letzten
Video zu einer eigenständigen Arbeit weiterentwickelt.
In der Arbeit „Artist’s Declaration of Property“ (Eigentumserklärung des Künstlers) visualiert
Yeni Anıt die Grundzüge und Hintergründe des Projektes VİDEOİST, das als mobiles
und unabhängiges Projekt seit 2003 besteht.

Kristina Kramer, 2010

25 Şubat 2010 Perşembe

unplugged


Unplugged


Görüntününün fragmanlaşmış doğasından bir arkaplan akustiğine geçiş:



“Genellikle her çağda, yapısı gereği o çağın iç gerçeklerini ifade etmeye en uygun -ya da daha çağdaş bir söylemi tercih ederseniz- belirli bir dönemin ya da Sarter’cı deyişle “nesnel nevrozu’nun” belirtilerini en zengin biçimde sunabilen ayrıcalıklı bir biçim ya da tarzın bulunduğu ileri sürülür” (Post-Modernizm,F.Jameson S.113 Y.K.Y yayıncılık)

Bu form eğer film ise video nun gerçekliği ile film arasında farklar aslında bulanık bir yorumu açık bırakıyor. Video’nun ses ile ilgili dolaysız önceliksiz yapısı onun farkını ortaya koyuyor ancak bu konuda aynı kitap tan alacağım bir parçada Jameson;

“Orta Avrupalı Yahudi yazarların Almanca yazma ile Yiddish dilinde yazma arasındaki geçirdikleri tereddüt üzerine yaptığı bir tartışmada Kafka, bu iki dilin, bir birinden diğerine doyurucu bir biçimde çevrilemeyecek ölçüde yakın olduklarını belirtir. Bu durumda , film kuramı – tabii herşeyden önce böyle bir şey varsa- video kuramı arasında ilişki içinde bu tür bir benzetme yapılmak istenebilir.” diyor ardından,

Video’nun filmin mirasını almış ancak ona farklı anlam katmanları katmış olan dolayımsız yapısıyla , tv merkezli -karşı yada içinde- olan bu üretimin çözümlemeye yönelik adımları atarken video nun medya yı eleştiren manipülatif tv ye karşı demokratik video sanatı düşüncesini tekrar ele alabiliriz.

Video’yu prizden çekip arkaplan akustiğini ortaya koyan , metinsel ilişkilerden, tasarımsal süreçlere, göstergelerin kaydedilip olduğu gibi gösterildiği hazır görüntü işlerin oluşumundan, kurgusal fikirlerin oluşturulmasına, video’nun bütün süreçlerini görünür kılmayı amaçlamaktadır.

Unplugged Video Sanatı üreten sanatçıların yapıtlarının gelişiminin bir haritasını çıkarmak için Video nun fişe takılmadan önceki oluşumunun bilgisini sergilemek istiyor. Bu bilginin tanıkları olarak çizimler,metinler objeler filmin oluşum aşamasındaki her materyal serginin ana malzemesidir.

Sergiye katılan sanatçılar: Fatih Aydoğdu , Yeni Anıt , Ali Kazma, Çağrı Saray, Hülya Özdemir , Ferhat Özgür,Suat Öğüt tür


12 Mart 2010 da Manzara Perspektif sanat galerisinde açılışı gerçekleşecek olan sergi 12 Nisan 2010 tarihine galerinin adresi olan Tatar Beyi Sokak 27
Kuledibi — Beyoğlu — İstanbul adresinde görülebilir.


Videoist
Ferhat Kamil Satıcı, 11 kasım 2009 Çarşamba.

27 Aralık 2009 Pazar

videoist röportaj


Videoist’i yapmaya nasıl karar verdiniz?

Ferhat-2003 nisanında kargart ve galerix’te gerçekleştirmiş oldugumuz ilk “videoist” bu konuda Türkiye’de bağımsız bir organizasyonun yokluğu fikrinden ortaya çıktı. Güncel Sanat ortamında gösterilen video sanatı çalışmalarının dökümantasyonunu oluşturan nitelikli bir organizasyon olmayı amaçladık. Ardından bu bir insiyatife dönüştü “videoist”çünkü belirli bir merkez desteği olmadan tamamen sanatçı çabaları ile oluşturulmuş istikrarlı olan ,kar amacı gütmeyen organizasyonların olması gerektigi inancıyla ortaya çıktı.

Nasıl bir oluşum?

Hülya- “videoist” latince kökenli görmek anlamına gelen “videre” kelimesinden kaynaklı görüyorum anlamına gelen “video” kelimesi ile İstanbul’un kısaltması olan “ist” in birleşiminden oluşturuldu. Ferhat’ında belirttigi gibi bagımsız ve kar amacı gütmeyen işlere imza atan bir insiyatif. Düz bir bakışı öngören endüstriyel ,formel, ticari organizasyonlara alternatif eğik bir bakışı destekliyor. Bu anlamda “videoist” kelimesinin düz okunuşu gibi anlaşılan video projeleri dışındaki farklı etkinliklerle de yer vererek güncel sanat ortamında bir soluk olmayı amaçlıyor.

İlkiyle arasında 4 yıl gibi bir zaman aralığı var. Nedeni nedir?

Hülya-Ferhat Özgür 2003 sanat yıllığındaki “Videoist Festivali” yazısında etkinlikten övgü ile bahsederken aynı zamanda bir atımlık barut gibi etkinliklerden olmamasını umut ettiğini söylemişti. Bağımsız bir etkinligin ne büyük özveri ve çaba ile gerçekleştigi aşikar. Ekonomik ve kültürel istikrarı olmayan bir ülkede bu tip nitelikli organizasyonlara imza atmanın zorlugunu herkes tahmin edebilir. Ayrıca etkinliklerimize yer bulurken oldukça pozitif çabaları ile destek verenler dışında , negatif etkileride göz ardı etmemek gerek işten anlamayan galeri yöneticileri, sanatçı kıskançlıkları gibi.

İlk Videoist sizce nasıl sonuçlanmıştı?

Ferhat-İlk “videoist” kendi kulvarında Türkiye’de bir ilk adım olarak 2003 yılının en dikkat çeken bağımsız sanat etkinliklerinden biri oldu.
Afiş tasarımından kataloguna videoların gösterim programından sanatçılarına kadar dönemin video sanatı perspektifini nitelikli bir şekilde ortaya koyan, izleyicisine ulaşmış bir etkinlikti.

Bu sene ilki Kasım ayı sonundaİstanbul modern’de gerçekleşen ve nisanda ikinci ayağı Kargart,Goethe Enstitüsü İstanbul ile Diyarbakır Kültür merkezi olan “videoist”in sanatçıları nasıl bir araya geldi?

Hülya-“videoist2” sanatçı merkezli bir organizasyon. Farklı merkezlerden çıkışlı sanatçıları davet ederek
onların seçmiş oldukları çalışmalarına yer veriyoruz. Bu bildigimiz anlamdaki küratorlük çalışmasına alternatif bir duruş. İşler birbiri ile gösterim salonunda karşılaşıyor. Tabii ki biz sanatçıları seçerken onların yaklaşımlarını göz önünüde bulunduruyoruz.

Programdan biraz bahseder misiniz?

Ferhat- 14 sanatçının katıldığı “videoist2”nin gösterimlerini her gün 48 dakilalık tek grup halinde gösteriyoruz . Bu konudaki bilgilere (http://www.videoist.org/) ulaşmak mümkün olacak.

Nerede ve ne zaman gerçekleşecek?

Hülya- Videoist2 bu kez ikinci durakları olan 11-20 Nisan da İstanbul Goethe Enstitüsü’nde 13-17 Nisan da Kargart’ta,11-17 Nisan da ise Diyarbakır Sanat Merkezinde yer alacak.Ardından Ekim ayında Almanyada Frankfurt Kitap fuarına paralel bir etkinlik kapsamında son durağında gösterimini gerçekleştirecek.

Eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Hülya-Evet var öncelikle “videoist2”nin katılımcı sanatçılarını söylemek istiyorum ; Gülsün Karamustafa , Kaya Hacaloğlu , Çağrı Saray , Fatih Aydoğdu , Extramücadele ,Nooshin Fahrid , Neriman Polat , Susanne Albrecht , Yasemin Özcan Kaya, Timo Katz, Christine Gensheimer , Murteza Fidan . ayrıca Yeni Anıt (Ferhat Satıcı) ve ben (Hülya Özdemir) birer çalışmamızla organizasyon dışında etkinlikte de yer alacağız. Ayrıca “videoist2”ye gösterim mekanı sağlayarak bağımsız bir organizasyonu desteklediği için Kargart’tan Tayfun ve sana Goethe Enstitüsü Müdürü Claudia Hahn Raabe’ye Diyarbakır Sanat Merkezinden Melike Hn’a İstanbul Modern Müzesi Sinema Bölümünden Fatma hanım’a,.Tüm vizyonmedya çalışanları ile Engür Kaya’ya da teşekkür ederiz.